Millet Vekilliği Sıradan Bir Görev Değil

Milletvekilliğinin kimi kişilerce çok kolay yapılabilecek sıradan bir görev olarak algılandığını gözlemliyorum. Milletvekilliği görevine talip olma her vatandaşımızın anayasal va yasal hakkıdır kuşkusuz. Ama, milletvekilliği hiç de sıradan bir görev değil... Milletvekillerinin parti guruplarında, komisyonlarda, genel kurulda, yurt dışı görevlerde attığı her adım, katkıda bulunduğu her karar, hatta katkıda bulunmak istemediği her karar, ülkeyi, tüm yurttaşları ve uluslar arası ilişkileri olumlu ya da olumsuz yönde etkiliyor.

Meclisin esas işlevi "karar vermek" aslında... Yaşayan ve doğacak tüm yurttaşların ve ülkenin bugününü ve geleceğini ilgilendiren çok yönlü kararlar bunlar. Örneğin eğer milletvekili hukuk konusunda temel ve yeterli bilgiye sahip değilse, hukukla ilgili kararlarda yanlışlık yapması olasıdır; ekonomi, eğitim, sağlık, bayındırlık, çevre ve diğer bütün konular için geçerlidir bu durum.


Ülkemizde örneğin berberlik yapabilmek için ustalık, kalfalık belgeleri gerekirken, araba kullanımı için arabanın niteliğine göre sürücü belgesi zorunlu iken, ülkenin ve tüm yurttaşların yaşamıyla ilgili karar mercii olan milletvekilliği için öğrenim açısından sadece ilkokul diploması gerekli görülüyor. Bir berberin saç kesimindeki hatası sadece bir kişiyi etkiler, o da geçici bir süre için. Kişi berberini değiştirir olur biter; saç uzayınca da sorun kalmaz.


Oysa, milletvekili seçmenler adına karar vermek üzere seçiliyor, üstelik 4-5 yıl için; bir sonraki seçime kadar değiştirme olanağı da yok... Milletvekilinin vereceği karar tüm toplumun ve ülkenin bugününü ve geleceğini etkiliyor. Verilen bazı kararların Anayasa'ya aykırılık nedeniyle değiştirilmesi mümkünse de, hem uzun bir süreç gerektirir hem de değiştirilme gerekçesi yayınlanıncaya kadar verilen karar geçerli kalır. Bir milletvekilinin her şeyi bilmesi mümkün değildir kuşkusuz. Bu yüzdendir ki, milletvekillerinin danışmanlarının ve sekreterlerinin çeşitli yönlerden çok donanımlı olması ve çok iyi bir araştırmacı olması gerekir.

"Siyasette karar vermenin önemini" birkaç örnekle somutlaştırmak istiyorum. a)  Bir yasa taslağını ele alalım... Bir bakanlıkça hazırlanan taslak önce ilgili komisyonda sonra da genel kurulda milletvekillerince tartışılır. Taslağın ve verilen önergelerin işin özüne inilerek tartışılması çok önem taşır. Taslağın ve verilen önergelerin ne getirip ne götürdüğünü çok iyi kavramak ve buna göre karar vermek gerekir.

b)  Kimi maddeleri değiştiren taslak ve teklifler de ayrı bir olgudur. Milletvekili değiştirilmek istenilen eski maddeleri incelemeden karar verirse, neyi neden değiştirdiğini nasıl bilebilir? Gerekçelerde bunun açıklandığı ileri sürülse de, bazen açıklamalar yeterli olmayabilir. Dolayısıyla, onlarca ve yüzlerce eski ve yeni maddelerin karşılaştırılması gerekir ki bu da bir araştırmayı gerekli kılar. c)  Komisyonlara çeşitli denetim birimlerinden gelen 100-200 sayfalık raporların 1-2 gecede okunup ilgili birimin aklanıp aklanmaması kararı gerekir. Eğer milletvekilinin hızlı okuma alışkanlığı yoksa ya da o alanda teknik terimlere yeterince aşina değilse, o raporu her yönüyle kavraması ve üzerinde yorum yapabilmesi mümkün olabilir mi? Böyle olursa verilecek karar ne ölçüde doğru olur?

d)  Bütçe tartışmaları yapılırken, milletvekili bir devlet bütçesinin nasıl oluşturulduğunu genel çizgileriyle bile bilmiyorsa ve sadece kendi seçim bölgesi açısından değerleme yapıyorsa hakkaniyetle karar vermesi mümkün olabilir mi?

e) Hele denetim görevini layıkıyla yapabilmesi için, milletvekilinin Devlet Bütçesi, Hazine, Merkez Bankası, DPT ve diğer kurumlarla ilgili tüm uygulamaları izlemesi, başta Resmi Gazete olmak üzere günlük basını sürekli okuması, ülkede ne olup bittiğini gözlemlemesi ve bu bilgilerle denetim işlevini gerçekleştirmesi gerekir.

f)  Seçmenlerden gelen öneriler ve istekler ise milletvekilini öylesine yoğun bilgi akışıyla karşı karşıya bırakır ki, eğer hızlı okuma ve konuyu kolayca kavrama alışkanlığı yoksa gelen öneri ya da teklifleri bir kenara bırakmak zorunda kalır ki, bu da onu seçen seçmene karşı görevini yapmamakla yüz yüze bırakır.

g)  Meclisteki tüm çalışmalar yapılırken Anayasa'nın ve Meclis iç Tüzüğü'nün de çok iyi kavranmış ve özümsenmiş olması kararlarda etkinlik ve verimlilik sağlar. Bunlar seçtiğim ve genel hatlarıyla açıklamaya çalıştığım birkaç örnek sadece... Bu ve daha nice gözlemlerimin ışığında, dileğim seçimle ilgili tüm yasalarda ve Meclis İç Tüzüğü'nde karar sürecini etkin, verimli ve yararlı kılabilecek Anayasa'ya uygun değişikliklerin yapılmasıdır.
Seçmenlerin de adaylar çok sevdikleri kişiler olsa bile, milletvekilliğinin sıradan bir görev olmadığını göz önünde tutup duygusal değil akılcı bir yaklaşımla oylarını kullanmalarıdır. Bu konuda medyamıza da önemli bir görev düşüyor. Artık çöpçatan medya programları yerine seçmenlerin siyasal kültürünü ve bilincini geliştirici programlara ağırlık vermeleri ülke için ve tüm yurttaşlarımız için daha yararlı olmaz mı?